Kolombiya Başkanlık Seçimleri ya da İkinci Barış Anlaşması Referandumu

0 Posted by - 02/06/2018 - Analiz

Serhat Tutkal*

Kolombiya’da Başkanlık Seçimleri’nin ilk turu sonuçlandı, eski başkan Álvaro Uribe tarafından desteklenen aşırı sağcı aday Iván Duque ve solun adayı olan eski M-19 gerillası Gustavo Petro, 17 Haziran’da gerçekleşecek olan ikinci turda yarışacaklar. 2018 Başkanlık Seçimleri Kolombiya için tarihi bir öneme sahip, 1974’ten beri en yüksek seçime katılım oranını (%53,4) bu yıl görmüş olmamızın temel sebeplerinden biri de bu. Bu seçimlerin tarihi seçimler olarak nitelenmesinin sebebi ise Kolombiya’nın son dönemde içinden geçtiği barış süreçleri. Her ne kadar 54 yıllık tarihi olan FARC ile barış anlaşması imzalanmış olsa da süreç hâlâ sorunlarla birlikte ilerliyor, hâliyle kalıcı bir barıştan söz etmek henüz mümkün değil. FARC ile aynı yıl (1964) kurulan ELN ile olan barış görüşmeleri ise sürmekte. ELN seçim öncesinde tek taraflı ateşkes ilan etti, bu kuşkusuz olumlu bir jest fakat ELN’nin silah bırakmasına gidecek olan yol oldukça uzun ve ELN ile olan görüşmelerin geleceği bu seçimlerin sonuçlarıyla doğrudan bağlantılı. Seçimlerin bir başka önemli sonucu ise Venezuela ile olan ilişkilerde görülecek. Venezuela’da Maduro’nun bir dönem daha iktidarda kalacağı görülüyor, peki Kolombiya’da seçilecek olan başkan, Maduro ile nasıl ilişkiler geliştirecek? Kolombiya’nın NATO üyeliği süreci de seçim sonuçlarıyla doğrudan bağlantılı. NATO üyesi olan ilk Latin Amerika ülkesi olmaya çabalayan Kolombiya’nın bu yöndeki politikalarının devam edip etmeyeceği de büyük ölçüde 17 Haziran’da ortaya çıkacak. Bu iki ana başlığın yanı sıra; eğitim, ekonomi, siyahi ve yerli vatandaşların ve kadınların sorunları ve uyuşturucu ticareti Kolombiya’daki diğer önemli başlıklar. İlk tur öncesi yaşanan şiddet olayları (Seçim günü Duque’nin partisi Centro Democrático’nun bir üyesi tarafından Duitama şehrinde Petro’nun seçim kampanyasının yürütüldüğü binalardan birine ateş açılması[1], seçimlerden önceki gece Huila’da Petro’nun seçim kampanyası çalışanlarından birinin öldürülmesi[2]) ise Kolombiya’da ikinci tura kadar olan sürecin gergin geçeceğini gösteriyor.

Kaybedenler Kimler?

İkinci tura kalan adayları incelemeden önce seçime katılan diğer adaylara biraz yakından bakalım. Bu adaylar, ikinci turda başkan adaylarına verecekleri ve vermeyecekleri destekle kritik bir rol oynayacaklar. FARC lideri olan Rodrigo Londoño (Timochenko) Mart ayında, kalp ameliyatını gerekçe göstererek adaylıktan çekildiğini açıklamıştı.[3] Seçim kampanyası sırasında Timochenko’ya ve FARC heyetine yönelik gerçekleşen saldırıların[4] bu karar üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu varsayabiliriz. Özellikle FARC’ın henüz bir genel merkezinin bile olmadığını, her ne kadar iki mecliste de temsil edilse de bir siyasi parti olarak örgütlenmesinin henüz çok başlarında olduğunu hesaba kattığımızda Timochenko’nun ve FARC’ın seçim çalışması yürütmelerinin oldukça güç olduğu görülüyor. Seçimlerden çekilen bir başka aday da seçimlerin tek kadın adayı olan Viviane Morales oldu. Morales, Duque’yi destekleyerek seçimlerden çekildi[5] ama buna rağmen %0.2 oranında oy aldı.[6] Bu oyların Morales’in siyasal konumlanışından (aşırı sağ) bağımsız olarak Kolombiya siyasal sisteminde kadınların temsil edilmeyişine bir tepki olarak verildiğini söylemek mümkün.

Seçimler her ne kadar kâğıt üzerinde altı aday arasında geçmiş görünse de aslında yalnızca beş aday vardı. %0.39 oranında oy alan Jorge Trujillo hiçbir seçim çalışması yapmadı, başkanlık münazaralarının hiçbirine katılmadı, tek bir afişi bile yoktu. Kendisi bir din adamı, geçmişte Kolombiya’nın yaşadığı doğal felaketleri ülkenin dinsizleşmesinden kaynaklanan bir Tanrı cezası olarak yorumlamışlığı var.[7]

Gerçek adaylar arasında en düşük oyu %2,06 ile Humberto de la Calle aldı. De la Calle çoğu seçmenin kazanmasını istediği ancak anket sonuçlarında beşinci sırada göründüğü için neredeyse kimsenin oy vermediği bir aday oldu. FARC ile yapılan barış görüşmelerinin başındaki isimdi. 72 yaşındaki Liberal Parti adayının sosyal demokrat olduğu söylenebilir. Barış görüşmeleri konusunda oldukça tecrübeli bir isim, solun başkan adayı Gustavo Petro ile ikinci tur için ittifak yapması Kolombiya’da barış sürecinin geleceği için oldukça olumlu olacaktır. De la Calle Kolombiya’da neredeyse tabu kabul edilen konularda yaptığı cesur çıkışlarla da oldukça dikkat çekmişti. Kolombiya’da hâlâ devam eden kürtaj yasağının kaldırılması gerektiğini en açık biçimde ifade eden adayın kendisi olduğunu söylemek yanlış olmaz.[8] De la Calle’nin kürtaj yasağı ve eşcinsel hakları konusundaki duruşu uzun zamandır biliniyor.[9]

Germán Vargas Lleras, %7,28 oranında oy aldı. Vargas Lleras mevcut devlet başkanı Santos’un desteklediği sağ adaydı, bu nedenle oylarının tamamının ikinci turda Duque’ye gitmesi şaşırtıcı olmayacak. Vargas Lleras oldukça prestijli bir aileden geliyor, Kolombiya burjuvazisiyle iyi ilişkileri var, seçildiği takdirde ELN ile olan barış görüşmelerinin sonlandırılmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu. Bir açıklamasında Maduro’yu başkan olarak tanımadığını söylemişti. Vargas Lleras, “düşük profilli” Duque’den farklı olarak, kim olduğu bilinen bir politikacı. Vargas Lleras’ın 2014 seçimlerinden sonra mevcut başkan Santos’un başkan yardımcılığını yürüttüğüne de yeri gelmişken değinelim.

Sergio Fajardo %23,73 oranında oy alarak ikinci tura kalamayan en güçlü aday oldu. Fajardo neoliberal ekonomik politikaları destekleyen bir isim olmakla birlikte Kolombiya’daki en güçlü sol siyasi parti olan Yeşiller Partisi’nin desteğine de sahip. Fajardo’nun başkan yardımcısı adayı olarak seçime giren Claudia López, ülkenin en güçlü sol siyasi figürlerinden Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nin eski rektörü ve  Bogotá eski belediye başkanı Antanas Mockus gibi isimler Fajardo için çalıştılar. Fajardo hem sağın hem de solun oyuna talip olan bir figür olarak ortaya çıktı, ikinci tura kalma ihtimali oldukça güçlü görünüyordu. Gerek FARC gerekse ELN ile yürütülen barış sürecini destekleyen, kadın hakları konusunda muhafazakâr rakiplerine kıyasla çok daha “olumlu” bir yaklaşımı olan Fajardo büyük şehirlerde oldukça güçlü bir adaydı. Başkent Bogotá’da, Tunja’da, Manizales’de, Pereira’da, Armenia’da, Cali’de birinci sırada olan Fajardo, büyük şehirlerde yüksek oranda oy almasına rağmen Kolombiya’da bulunan 32 alt departmandan hiçbirinde birinci sırayı alamadı. Kırsalda yaşayan Kolombiya solu, liberal söylemleri olan matematik profesörü Fajardo yerine eski gerilla Gustavo Petro’yu tercih etmiş görünüyor.

Gustavo Petro: Kolombiya’da Gerilla Başkan İhtimali

Gustavo Petro, 1991’de silah bırakan M-19 isimli devrimci örgütün üyesiydi. M-19, ELN’nin ve FARC’ın aksine şehirli bir örgüt, aktif olduğu dönemde Kolombiya’da kamuoyunda en çok kendine yer bulan gerilla örgütüydü. Çok sayıda dikkat çekici eylem M-19 tarafından gerçekleştirildi. Örneğin; 1974’te Simon Bolivar’ın kılıcını ele geçirdiler, 1979’da Kolombiya Ordusu’na bağlı bir silah deposuna tünel kazarak girdiler ve 5000’den fazla silaha el koydular, 1980’de bir kokteyl partisi sırasında Dominik Cumhuriyeti’nin büyükelçiliğini basıp aralarında ABD büyükelçisinin de bulunduğu 14 büyükelçiyi rehin aldılar ve genel olarak kabul edildiği üzere Kolombiya hükümetinden alınan fidyeyle birlikte bir helikopter aracılığıyla Küba’ya kaçtılar. En ünlü eylemleri ise 1985’te iki gün süren Adalet Sarayı kuşatması, başkent Bogotá’nın merkezinde iki gün boyunca süren çatışmalar bugün hâlâ hatırlanmakta. M-19 dönemin Kolombiya hükümetiyle yaptığı görüşmeler sonucunda 1990 yılında silah bıraktı. Hiçbir zaman uyuşturucu ticareti ve benzeri kriminal eylemlerle ilişkilenmemiş olmaları, Kolombiya yakın tarihinin halk arasında en çok kabul gören silahlı örgütü olmalarını sağlamış görünüyor. M-19’nin büyük şehirlerde büyük sempati uyandırdığı biliniyor. Tam adı 19 Nisan Hareketi olan örgüt, 1990’dan bu yana yasal siyasetin içinde. Adayları olan  Bogotá eski belediye başkanı Gustavo Petro da legal siyasette yeni bir isim değil.

Seçimlerin ilk turunda %25,08 oranında oy alan Gustavo Petro tek bir siyasi partinin değil bir ittifakın adayı. Bu partiler arasında en çok dikkat çeken Unión Patriótica (Yurtsever Birlik). 1985’te kurulan siyasi partinin çok sayıda üyesi faili meçhul cinayetlere kurban gitmişti. Aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu 3500’den fazla parti üyesinin öldürüldüğü süreç bugün Kolombiya solu tarafından “siyasi soykırım” olarak adlandırılıyor.[10] Partinin başta FARC olmak üzere çeşitli gerilla gruplarıyla ilişkili olduğu iddia ediliyordu. Unión Patriótica, 2018 genel seçimlerine katılmadı fakat 1 Mayıs’ta Bogotá’daki en büyük kortejlerden birinin UP korteji olduğu düşünüldüğünde partinin Kolombiya siyasetindeki etkisini sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Petro’yu destekleyen bir başka dikkat çekici siyasi parti ise yerli toplulukların partisi olan Movimiento Alternativo Indígena y Social (MAIS). Genel olarak Petro’yu destekleyen siyasi partilerin hiçbirinin seçimlerde ciddi bir ağırlığı yok ama Kolombiya siyasetindeki etkileri seçimlerde aldıkları oyla kıyaslanamayacak kadar güçlü.

Duque’nin arkasındaki isim olan, öyle ki seçim kampanyası sırasında sahneye solunda Duque ve sağında Duque’nin başkan yardımcısı adayı Marta Lucía Ramírez ile birlikte çıkarak gerçek başkan adayının kim olduğunu gösteren bir görüntü vermekten de çekinmeyen, Álvaro Uribe 2002-2010 yılları arasında Kolombiya’nın başkanıydı. Uribe’nin başkanlık yaptığı dönem çok sayıda insan hakları ihlalleri, köy boşaltmalar ve faili meçhullerle anılıyor. Uribe üzerine yazılacak çok şey var ama bu yazıda Uribe’ye geniş bir yer ayırmak mümkün olmayacak. Barış Referandumu’nda barış karşıtı kanadın sözcüsü olan ve referandumdan “hayır” sonucu çıkmasını sağlayan Uribe’nin güvenlikçi politikaları ve paramiliter gruplar ile olan doğrudan ilişkisi hafızalardaki yerini koruyor. Uribe aleyhine açılmış çok sayıda dava hâlâ sürmekte. Uribe aleyhindeki suçlamalar insan hakları ihlallerinin yanı sıra yolsuzluk ve rüşvet iddialarını da içeriyor. Uribe destekli bazı paramiliter grupların uyuşturucu ticaretiyle ilişkili oldukları da iddia ediliyor.[11]

Duque’nin en büyük zayıflığı “düşük profilli” bir başkan adayı olması. Kolombiya’da aynı kişi yalnızca iki dönem başkanlık yapabiliyor, bu yüzden Uribe başkan adayı olamıyor fakat Kolombiya’daki en güçlü politikacı kendisi. Mevcut başkan Santos, 2010 yılında Uribe’nin adayı olarak seçilmiş ancak seçildikten sonra Uribe’ye başkaldırmıştı. 2014 yılında Uribe’nin adayını mağlup eden Santos’un görev süresi doluyor, fakat Uribe, Santos ile olan tecrübesinden sonra hem 2014’te hem de 2018’de Kolombiya siyasetinde ağırlığı olmayan isimleri aday olarak göstermeyi tercih ediyor.

Seçimlerin ilk turunda %39,14 oranında oy alan Duque, ELN ile olan görüşmelere tamamen karşı. Ocak ayında mevcut hükümeti, kanlı bir örgütle karşılıklı ateşkese razı geldiğini söyleyerek eleştirmişti.[12] Her ne kadar bu noktadan sonra FARC ile Kolombiya hükümeti arasında çatışmaların yeniden başlama ihtimali oldukça düşük olsa da Duque’nin hâlihazırda imzalanmış olan barış antlaşmasında bir takım değişiklikler yapacağını söylemesi[13] çatışmaya dönme riskinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Bununla birlikte FARC’ın askeri yöntemlere dönmeye pek gönüllü olmadığı rahatlıkla söylenebilir, fakat ELN ile çatışmaların şiddetlenmesi Kolombiya’da inşa edilmeye çalışılan toplumsal barışı dinamitleyecektir. Barış zaten oldukça kırılgan bir hat üzerinde inşa edilmektedir.  2016’dan bu yana yaklaşık 300 toplumsal liderin öldürüldüğü bir ülkeden söz ediyoruz.[14] Paramiliter gruplar Kolombiya kırsalında oldukça aktif, bölgede yaşayan sendikacılar, insan hakları savunucuları ve çevre hakları savunucuları her an öldürülme riski altında faaliyetlerine devam ediyorlar.

Henüz 41 yaşında olan Duque, siyasette çok yeni bir isim. Koyu bir Maduro karşıtı, solun adayı olan Petro’ya “Kolombiya’nın Venezuela olmasına müsaade etmeyeceğiz” diyerek karşı çıkıyor. Petro’ya yöneltilen en büyük eleştiri bu, Kolombiya’yı Venezuela’ya çevirecek “castrochavist”[15] politikalar izleme ihtimali. Kolombiya’da Maduro düşmanlığı, artan Venezuelalı göçmen sayısıyla birlikte had safhaya ulaşmış durumda. Bu durumun bir sonucu olarak Gustavo Petro’nun Maduro ve mevcut Venezuela hükümeti ile arasına mesafe koyduğunu ve kendisine konuya dair her soru sorulduğunda Maduro’yu eleştirdiğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte Petro’nun başkan olduğu bir Kolombiya’nın Venezuela ile ilişkileri, Duque’nin başkan olduğu bir Kolombiya’ya kıyasla en azından daha az sert olacaktır.

Petro’nun aleyhine görünen bir başka durum ise Kongre’de çoğunluğun Uribe’nin partisi olan Centro Democrático’da olması. Bu yıl gerçekleşen genel seçimlerde ilk beş parti sağ görüşlü, liberal veya muhafazakâr siyasi partilerdi, altıncı sıradaki siyasi parti ise Fajardo’yu destekleyen Yeşiller’di. Bu durum her ne kadar Petro’nun aleyhine görünse de Petro için gerçekten olumlu sonuçlar doğurma potansiyeline de sahip. Petro, Kongre’de çok zayıf olacağı için çeşitli sağ partilerle geçici veya kalıcı ittifaklar yapmak durumunda kalacaktır. Bu durum Petro’nun otoriterleşeceği yönündeki iddiaları geçersiz kılmaya zemin hazırlarken bir yandan da seçim öncesi Duque karşısında bazı sağ partilerle girişilebilecek olası ittifak görüşmelerinin önünü açıyor. Özellikle Liberal Parti’nin Petro’yu desteklemesi sürpriz olmayacaktır.

Gustavo Petro Kolombiya’nın “unutulmuş bölgeleri” olarak adlandırılan bölgelerde en yüksek oyu aldı.[16] Ülkenin en fakir yerleşim yerlerinin büyük çoğunluğunda birinci olan aday Petro. Yine, iç savaşın en güçlü biçimde hissedildiği yerler büyük oranda Petro’yu destekledi. Petro’nun M-19 üyesi oluşu kendisine yöneltilen eleştirilerin temelini oluşturuyor. Seçimden birkaç gün önce kendisine M-19 üyesi olarak geçirdiği sürede ne öğrendiğini soran bir gazeteciye, “demokrasi ve sosyal adalet için savaşmayı” öğrendiğini söyleyen[17] Petro’nun M-19 geçmişinden utandığını söylemek mümkün değil. LGBTİ+ hareketi ile olan olumlu ilişkileri, kadın hakları konusundaki tutumu, önerdiği işçi yanlısı tutum ve özellikle gerek FARC ile gerekse ELN ile gerçekleştirilen barış görüşmelerini destekliyor oluşu Petro’nun nasıl olup da Kolombiya solunun son yıllarda çıkardığı en güçlü aday olduğunu gösteriyor. Bununla beraber, Kolombiya’nın tarihi boyunca bütün başkanlarının sağcı olduğu da akılda tutulmalı. Petro, eğer seçilirse, solun aday gösterdiği ilk Kolombiya başkanı olacak.

Petro, seçimlerden önce, de la Calle ve Fajardo’ya ittifak çağrısı yapmış, ikinci tura içlerinden hangisi aday olarak kalırsa onun desteklenmesini önermişti. Fajardo’nun bu çağrıya cevabı ise kimseyle ittifak yapmayacağını belirtmek olmuştu. Duque ise seçim sonuçları sonrası yaptığı konuşmada Vargas Lleras, Fajardo ve de la Calle ile ittifaka açık olduğunu gösterdi. Vargas Lleras’ın Duque ile ittifak yapmasına kesin gözüyle bakılıyor. Duque ile Vargas Lleras ittifakının yüzde elliye ulaşamadığı görülüyor, bu demektir ki diğer iki adayın sonuç üzerinde büyük etkisi olacak. Bu seçimlerin sonucunda Kolombiya’da ilk kez başkan yardımcısının bir kadın olacağını da eklemek gerekiyor, 1991’den bu yana var olan başkan yardımcılığı görevi şimdiye dek hep bir erkek tarafından yerine getirilmişti. Hem Petro’nun hem de Duque’nin başkan yardımcısı adayları kadın olduğundan bu durum üç hafta sonra değişecek.

Petro, Kolombiya’nın ilk sol başkanı olabilir mi?[18] Kolombiya’nın NATO’nun ilk Latin Amerikalı küresel ortağı olmak üzere olduğu bir dönemde[19] seçimleri Petro’nun kazanması zor görünüyor fakat Latin Amerika’da solun güçlendiği bir dönemden geçtiğimizi söylemek de mümkün. 1 Temmuz’da Meksika’da gerçekleşecek başkanlık seçimlerini solun adayı olan Andrés Manuel López Obrador’un kazanması bekleniyor. Benzer bir sürpriz Kolombiya’da da yaşanabilir. Bu durumun çok sayıda farklı sebebi olmakla birlikte en görünür gerekçenin Trump’ın Latin Amerika karşıtı söylemleri olduğunu iddia etmek mümkün. Görünüşe göre, Latin Amerika’da ABD destekçisi politikaları savunmak gün geçtikçe daha zor hâle geliyor, bunun böyle sürüp sürmeyeceğini ise zaman içinde göreceğiz.

Kolombiya, eğitim ve sağlık gibi sektörlerin büyük ölçüde özelleştirilmiş olduğu, toplumsal tabakalaşmanın çok sert bir biçimde tecrübe edildiği, ciddi bir gelir adaletsizliğinin yaşandığı ve oldukça kutuplaşmış bir ülke. FARC ile imzalanan barış antlaşmasından sonra toplumsal gerilimin biraz olsun azaldığını söylemek mümkün ancak bu olumlu gidişin devam etmesi için güvenlikçi otoriter politikalara geri dönülmemesi gerekiyor. Duque ve arkasındaki isim olan Uribe Kolombiya’nın geçmişini temsil ediyorlar. Petro ise yeni bir Kolombiya vaadiyle seçimlere katıldı. Bu seçimin belirleyeceği en önemli şey bu olacak: Yeni bir Kolombiya mı, yoksa bildik politikaların devamı mı?

 

* Universidad Nacional de Colombia’da araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Aynı üniversitede, siyasal şiddet ve üniversite üzerine doktora çalışmalarına devam ediyor. Bunların yanısıra sokak hareketleri, bilgi-iktidar ilişkisi, silahlı çatışmalar, Marksist teori, kültürel sosyoloji ve kurtuluş teolojisi alanlarıyla da akademik olarak ilgileniyor.

 

[1] https://voces.com.co/petro-denuncia-que-director-de-juventudes-de-duque-en-duitama-disparo-contra-su-sede/

[2] https://www.publimetro.co/co/noticias/2018/05/27/asesinan-en-huila-a-lider-de-la-campana-presidencial-de-gustavo-petro.html

[3] http://www.bbc.com/mundo/noticias-america-latina-43333303

[4] https://www.semana.com/nacion/articulo/reciben-a-timochenko-con-insultos-en-armenia/555879

[5]https://www.elespectador.com/elecciones-2018/noticias/politica/viviane-morales-adhiere-la-campana-de-ivan-duque-articulo-753875

[6]http://www.elcolombiano.com/elecciones-2018-colombia/viviane-morales-obtuvo-votos-pese-a-que-ya-no-era-candidata-EC8774655

[7]https://www.elespectador.com/elecciones-2018/noticias/politica/quien-es-jorge-antonio-trujillo-el-candidato-desconocido-en-el-tarjeton-articulo-745847

[8]http://www.eltiempo.com/opinion/columnistas/claudia-palacios/aborto-y-campana-propuestas-de-candidatos-as-199346

[9] https://www.elespectador.com/opinion/aborto-gays-columna-235871

[10] http://www.desaparecidos.org/colombia/fmcepeda/genocidio-up/cepeda.html , https://verdadabierta.com/exterminio-de-la-up-si-fue-un-genocidio-politico/ , https://www.semana.com/opinion/articulo/ariel-avila-genocidio-politico-de-la-up-podria-repetirse/463602

[11]  https://www.hrw.org/news/2011/06/02/death-and-drugs-colombia

[12] https://elpais.com/internacional/2018/01/17/colombia/1516162343_892303.html

[13] http://lasillavacia.com/podria-duque-modificar-el-acuerdo-de-paz-66216

[14] https://www.semana.com/nacion/articulo/defensoria-del-pueblo-282-lideres-sociales-asesinados-en-colombia/558634

[15] Castrochavismo, Latin Amerika’da genellikle sol siyasetleri eleştirmek için sağcılar tarafından kullanılan bir terim olmakla beraber, bu tanımlamayı benimseyip kendini “castrochavista” olarak niteleyen sol aktörler de mevcut. Terimi bugünkü popülerliğine kavuşturan isim eski Kolombiya başkanı Álvaro Uribe Velez. Castrochavismo, “tıpkı Castro’nun ve Chavez’in yaptığı gibi’, bulunulan ülkede bir komünist devrim gerçekleştirmeye çalışmak anlamına geliyor. İkinci tura kalan başkan adayı Gustavo Petro ise “castrochavismo” diye bir şeyin var olmadığını belirtiyor. (http://www.wradio.com.co/noticias/actualidad/el-castrochavismo-no-existe-afirma-gustavo-petro/20180214/nota/3710737.aspx )

[16]https://www.telesurtv.net/news/gustavo-petro-gana-departamentos-olvidados-gobierno-colombia-20180527-0041.html

[17]http://www.eltiempo.com/elecciones-colombia-2018/presidenciales/propuestas-de-gustavo-petro-candidato-a-la-presidencia-por-colombia-humana-219724

[18] Petro vaatlerinin sosyalist olmadığını, ekonomik programının “demokratik kapitalizmin geliştirilmesi” anlamına geldiğini söylüyor. (http://www.wradio.com.co/noticias/actualidad/mi-propuesta-no-es-socialista-es-al-contrario-es-el-desarrollo-del-capitalismo-petro/20180529/nota/3755512.aspx )

[19]https://www.reuters.com/article/us-colombia-nato/colombia-to-be-natos-first-latin-american-global-partner-idUSKCN1IR0E8